Home > Kültür Sanat > Balkon

Balkon

Bir erkek çocuğu annesinin elini tutmak istemiyor, konuşabilse; “ben büyüdüm artık, bırak beni” diyecek diyemiyor.. Arabalar gelip geçiyo caddeye çıkan sokakta, durmadan, birbiri ardınca.. Bir erkek çocuğu, kız çocuğuyla birlikte yürüyor kaldırımda, yüzler kızarık, eller nerde duracağını bilmez bir halde, adımları yavaşladı, köşede ayrılacaklar besbelli, acaba öpsem mi? Sarılsam mı? Yoksa elini mi sıksam? Düşünceleri balon şeklinde kafalarının üstünde onlarla ilerliyor, şu an cebinden cüzdanını alsan ruhu duymaz çocuğun..

Orta yaşlı bir adam telefonla konuşuyomuş gibi yapıp telefonun diğer ucundaki kişiyi kelimelerle dövüyor, tahminime göre karşıdaki acil vakkalık olmuştur..

Yaşlı bir çift ağır adımlarla evlerine dönüyor, pazar poşetleri, market poşetleri eşit dağıtılmış, akşam yemeği var anlaşılan, yaşlı teyze akşam saati olmasına rağmen pek bi rahat.. Fotoğrafçı dükkanına bir kaç kişi girip çıktı, sanki fiyat yoklaması yapıyorlar, vitrindeki resimler güneşten ağarmış, onlar son çekilen resimlerse, eyvah! Görünen o ki yeni çıkan kimliklere rağbet yok, işler kesat..

Ortaokulu bitirmiş bir güvene sahip, hafif tombul delikanlı panik bir yüz ifadesiyle ekmekleri kapmış koşar adımlarla eve gidiyor, belli ki annesi oyunun en heyecanlı yerinde göndermiş fırına.. Bir kedi arabanın tekeriyle sanki muhabbet ediyor, dokunuyor, sürtünüyor, uzun uzun bakıyor.. İki güvercin yanaştı, tam konacak gibi oldular, geri döndüler, galiba benden utandılar..

Bir rüzgar gülü yaptım, renk renk, hava rüzgarlı, habire dönüyor, döndükçe yüze bi gülümseme veriyor, karşı apartmanın komşu kızı ve erkek çocuğu rüzgar gülüne özenmişler, onlarda da var birer tane, gariplerim ters tarafta, rüzgar esmiyo, rüzgar gülü dönmüyor, fatura anneye kesiliyo, bir kargaşa var, üflemeyle nereye kadar hanım abla..

Bir araba sokağın ortasından geçerken, sokak kenarına düzensiz park eden  araçlar nedeniyle karşıdan gelen araçla sıkıştılar, in aşşağı bölümü başlamak üzere, korna sesleri balkonları doldurdu bile..

Köşedeki manav iki saattir meyveleri silip silip duruyo, yıkanmayacak sanki, hele hele çürük ve ezik yerleri görünmeyecek şekilde istifine ne demeli? Nereye kadar saklayacaksa..

Kıyafetine bakılırsa işten döndüğü anlaşılan kadının kolunda pahalılığı ile ünlü bir kadın giyim markasının kağıt poşeti var, ne demek istiyor acaba; “Öyle çalışır, böyle yerim” mi?.. Çaprazdaki apartmanın giriş merdivenlerinde iki kanka gizli gizli sigara içiyorlar, o arada gelip geçen kızları da ihmal etmiyorlar.. O yaşların kıymeti bu yaşlarda mı anlaşılır hep? Yazık, hem de ne yazık…

Petshoptan kuş sesleri, yavru köpek sesleri geliyor, onlar hayvan değil, insan dostları! Muhabbet kuşumuz öldüğünden beri yeri boş, “akşam oldu hüzünlendim ben yine” şarkısı  çalıyor ondan mı hüzünlendim? Uzakta bir apartman, ikinci katındaki dairenin camına satılık yazısı asıyor bir amca, borçlar mı sıkıştırdı yoksa gürültüden mi kaçıyor çözemedim..

Gelenlerin sayısı gidenlere göre hayli arttı, surat ifadeleri yorgun gözüküyor, iş çıkışı saati gelmiş, benim de yemek saatim.. 

Küçülmüş insanların koşuşturmalarına şahitlik edilen mekandan, daraldığımız, bunaldığımız, en çok da nefessiz kaldığımız zamanlarda kendimizi pervasızca, patavatsızca attığımız, (küçük ve sevimli salıncaktan) evin en sevilen yerinden,
balkon dan,
aktaracaklarımız şimdilik bu kadar..

Balkon isimli hikayemizi okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir Cevap bırakın