Home > Kültür Sanat > Sıradan bir gün

Sıradan Bir Gün

Saatin alarm sesine uyanmıştı. Yatağın yanında bütün gece içtiği sigara izmaritleri duruyordu. Yataktan kalktığında ayak serçe parmağını masanın köşesine çarptı. Sigara izmaritleri yere döküldü. Serçe parmağının ağrısı yüzünden kıvranıyordu. Kendi kendine “her şeyi mahvetmeye devam ediyorum” diye söylendi. Banyoya gidip elini ve yüzünü soğuk su ile yıkadı. Açılmaya çalışıyordu.

Kafasını kaldırdığında aynada yüzüne baktı. 
Birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Tekrar elini yüzünü yıkadı. Hemen havluyu alıp tekrar ağlamadan elini ve yüzünü kuruladı. Hemen yatak odasına geçip gardıroptan kıyafetlerini aldı. Yavaş yavaş giyindi. 
Aynanın karşısına geçerek kravatını kontrol etti. Üstünü düzenledi. Evden çıkmak için elini çelik kapının koluna attı. Açmak ile açmamak arasında kaldı. Yatak odasına geri döndü. Kıyafetlerini çıkardı. 

Onunla ilk günü buluştuğundaki kıyafetlerini giydi. Tekrar aynanın karşısına geçti. Aynada gözlerinde gözlerini gördü. Gözlerinden yaşlar akmaya başlayacakken kendini tuttu. 
Kolunda saatinin olmadığını farketti. Odasından kol saatini aldı. Koluna taktı. Bu kez emin bir şekilde çelik kapıyı açtı. Kapının önünde bulunan ayakkabılarını giydi. 

Merdivenlerden yavaş yavaş indi. Sokağa çıktığında hafif bir yağmur yağıyordu. Montunun yakasını dikleştirdi. Sonbahar ayının ilk yağmuruydu. Otobüs durağına doğru hızlı adımlarla yürüdü. Durağa geldiğinde ayakkabı bağcığının çözülmüş olduğunu gördü. Ayakkabılarını bağlarken yerdeki su birikintisinde kendisini gördü. Tekrar durdu. O sırada otobüs geldi ve ağlamaktan son anda kurtuldu. Akbilini bastığında akbilinin bittiğini farketti.

Kimseye bir şey söylemeden otobüsten geri indi. Cebinde bulunan 2 TL bozuk para ile minibüse bindi. Minibüsten indiğinde soluna ve sağına baktı. Sonra kaldırımda yürümeye başladı. 

Yağmur durmuş ve yerini güneşe bırakmıştı. Adam, buluşma saatini beklemeye başladı. Saat bir türlü geçmek bilmiyordu. Ne gelen vardı ne giden. Zaman geçtikçe umudunu yitirmeye başlamıştı. Cebindeki telefonu çıkardı. Rehberden ismini buldu. Aramaya başladı. Telefon çalıyordu ama bir türlü beklediği sesi duymuyordu. Hiç yılmadan usanmadan aramaya devam etti. 

Telefonundaki mesajlara bakarken okunmamış bir mesaj dikkatini çekti. Mesajda ” parkta buluşalım” yazıyordu. Adam, parka doğru yürümeye başladı. Parkta her zaman oturdukları bankta oturmaya başladı. Bekledi, bekledi, bekledi…. Tekrar cebindeki telefonu çıkardı. Telefonun ön kamerasında kendi gördü. Bir an duraksadı. Hemen ön kamerayı kapattı. Kendini görmek istemiyordu. 

En yakın arkadaşlarından biri parkta koşarken, adamı farketti. Neden beklediğini sordu. Adam da her şeyi anlattı. Arkadaşı onu nerde bulacağını söyledi ona… Koşar adımlarla onu bulacağı yere doğru gidiyordu. 
Çok yorulmuştu. Bir ağacın altında oturdu. Birden olduğu yerde kendi kendine konuşmaya devam etti.  ” Gitti, kimseye söylemeden haber vermeden gitti. Bütün şehirleri yıkarak ve yakarak gitti.” Adam, sessizleşti. 
 Ağacın gölgesinden kalktı. Yürümeye başladı. Toz olan pantolonu sildi. Saatine baktı.

Saatin alarm sesine uyanmıştı. Yatağın yanında bütün gece içtiği sigara izmaritleri duruyordu. Yataktan kalktığında ayak serçe parmağını masanın köşesine çarptı. Sigara izmaritleri yere döküldü. Serçe parmağının ağrısı yüzünden kıvranıyordu. Kendi kendine “her şeyi mahvetmeye devam ediyorum” diye söylenirken birden irkildi. Yeni bir korku sarmıştı bedenini. Rüya gördüğünü anladı. Onun için sıradan bir gündü…

Sıradan Bir Gün isimli hikayemizi okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir Cevap bırakın